Müzisyenlerin Yeni Sorunu: Politik Seslerin Farklılığı

12 Şubat'ta Venezuelalı karizmatik orkestra şefi Gustavo Dudamel, yüzbinlerce çocuğu enstrümantal korolara yönlendiren, hükümet destekli El Sistema programının 39. yıldönümü kutlamalarında Caracas'ta bir gençlik orkestrasını yönetti. Performans devam ederken, başkan Nicolás Maduro hükümetine karşı caddelerde gösteri ler yapılıyordu. Hükümet karşıtı gösterilerde eylemciler, seyredenler ve askerler dâhil olmak üzere, 30'dan fazla kişi öldürüldü ve birçok kişi de yaralandı. Maduro'dan önceki devlet başkanı Hugo Chávez'i de dobra bir şekilde eleştiren, Venezuelalı piyanist Gabriela Montero; Gustavo Dudamel ve El Sistema'nın kurucusu José Antonio Abreu'nun hatırı için, o zamana kadar sessiz kaldığını belirten bir mektup yazdı. El Sistema'daki müzisyenleri sevdiğini söyleyen Montero, "Liderlerin, şu an bizi baskı altına alan diktatörlüğe karşı durmak için her türlü riski almak ve sesli konuşmak gibi ahlaki görevleri vardır" dedi . Sanatçı ların toplumdaki sorumlulukları üzerine yazdığı yazıda şunları söyledi: "Artık bahane yok. 'Sanatçılar her şeyin üzerindedir' diye bir şey yok. 'Biz bunu çocuklar için yapıyoruz' diye bir şey yok." Dudamel ' in Chávez ve Maduro hükümetleriyle ilişkiler gelişt irmesindeki sebebi El Sistema'daki gençlerdi. Dudamel, memleketindeki çoğu yoksul bölgelerde yaşayan çocuğun refahından sorumlu olduğunu dile getirdi. Ancak bu çocuklar hangi sosyal haklar ve insan hakları bağlamında müzik yapıyorlar ve birlikte çalışmayı öğreniyorlar? Bu ikilem, sanatçının (sadece çatışma zamanlarında değil, her zaman) toplum içindeki rolünün ne olduğu sorusunu akla getiriyor. Dudamel, 2009'dan beri müzik direktörlüğünü yaptığı Los Angeles Filarmoni Orkestrası'nda yaptığı konuşmada, Caracas'ta şiddet baş gösterirken, gençlik orkestrasını yönetme f ikrini savundu ve şunları yazdı: "Yüzlerce genç salona geldikten sonra, konseri iptal edip, o sokaklara onları da mı gönderseydim? El Sistema'nın siyasete kurban gitmesine izin vermeyeceğim. Siyasi baskıları görmezden gelerek, bu işe devam edeceğim." Bu mesele Venezuela'yı da aştı. New York'ta, Rusya'da patlak veren olaylardan sonra, Eylül ayında Metropolitan Operası'nın açılışında protestolar yapıldı. O sırada, Tchaikovsky'nin "Eugene Onegin" eseri sahneleniyordu. Dışarıda, çok sayıda gey hakları aktivisti, o gecenin orkestra şefi Valery Gergiev'e başkan Vladimir Putin'in gey karşıtı politikalarını protesto etme çağrısında bulundu. Eylemciler, Tatiana rolündeki Anna Netrebko'ya da konuşma çağrısı yaptı. Geçtiğimiz ay New York Times tarafından düzenlenen bir forumda Dudamel, Venezuela'daki olaylar ve hükümetin eylemcilere olan tepkisiyle ilgili neler söylemesi ve yapması gerektiği üzerine konuştu. Kaynağı ne olursa olsun, şiddeti hiçbir şekilde tasvip etmediğini söyledi ve bir "toplumsal değişim temsilcisi" olarak El Sistema'nın başarılarından bahsetti. "Filozof deği lim. Siyasetçi değilim. Doktor değilim. Sadece basit bir müzisyenim" diye ekledi. Medici'nin etkisinden beri, hayırseverlerin siyasi etkisi ne olursa olsun, sanat güçlü olan tarafından himaye edildi. Valery Gergiev uzun zamandır Putin yanlısı. Putin, 1988'den beri Gergiev'in yönetiminde olan Mariinsky Tiyatrosu'na önemli yardımlarda bulundu. Geçtiğim bahar a ylarında, Gergiev, S t. Petersburg'daki gösterişli 19. Yüzyıl tiyatrosunun yanına, 700 milyon dolar değerindeki Mariinsky II binasını açtı. Açılış galasındaki katılımcılardan biri de doğal olarak Putin oldu. Gey aktivistlerinin eylemlerine cevap olarak Gergiev, kökenleri ve yönelimleri ne olursa olsun, Mariinsky Tiyatrosu'nun bütün sanatçıları hoşgörü ile karşıladığını belirten bir yazı yayınladı. Ancak eylemciler Gergiev'in, yazı yayınlamaktan ziyade Putin'in politikalarına karşı konuşma yapmasını istemişti. Sanatçıların toplumsal sorumlulukları konusu, Viyana Filarmoni Orkestrası 'nın katılımıyla, Carnegie Hall'da yapılan "Vienna: City of Dreams" festivalinde de ana tema oldu. Bir sempozyumda, orkestranın tarihinde, Naziler için propaganda makinası olduğu aktarıldı. Orkestranın yöneticisi ve kemancısı Clemens Hellsberg, enstitünün arşivlerini açarak, bu konuyla yüzleşme çabalarında bulundu şunları dile getirdi: "Bruckner'in İkinci, Dördüncü, Altıncı ve Sekizinci Senfonilerini, Brahms'ın İkinci ve Üçüncü Senfonilerini ya da Mahler'in Dokuzuncu Senfonisi'ni seslendiren tek biz değiliz. Nazi döneminde, bu işi başkaları yapıyordu."

ANTHONY TOMMASINI

Mustafa Kılınç Şifreleri